kendi kitabinizi kendiniz bastirin , yayinevi ile ugrasmayin (kitapatelyesi.com)
1 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Mayis 13th, 2008 kategori: diÄŸerBirkac yazi once yurt disindan siparis verdigim bir kitabin bana nelere maloldugunu yazmistim. Dusunce guzel , hizmet guzel , parayi tahsil etmeleri guzel fakat kitabi ulastirma tam bir rezalet duruma donusmustu. Bu tarzda bir hizmeti olan turkce site var mi diye arastirirken kitap atelyesi cikti karsima. Mantik ayni mantik. Siz kitabinizi bilgisayar ortaminda hazirliyorsunuz siteye gonderiyorsunuz. Birileri gelip kitabinizi begeniyor , siparis veriyor. Kitap Atelyesi kitabi kagit ortamina basip aliciya posta ile gonderiyor. Yayinevlerinin kapisinda surunmekten , nazlarini cekmekten kurtuluyorsunuz. En guzeli eger icinizde herhangi bir konuda yazma sevki varsa onunuzdeki buyuk engellerden bir cogu kalkiyor.
galatasaray - hucum marsi ve sos cagon (uyarlama:cildirin)
4 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Mayis 12th, 2008 kategori: diÄŸerbu video ise river plate ‘e ait sos cagon adli marsin videosu. cildirin seklinde turkce sozler yazilarak galatasaraya uyarlanan marsin orjinali. Cildirin cok etkili olmamis ama orjinal sos cagon gercekten cok etkileyici. mutlaka izleyin….
The Shining , Stephen King, Kubrick ve Jack Nicholson
0 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Mayis 11th, 2008 kategori: diÄŸer![TheShining1980[1].jpg](http://www.sadettinpolat.com/wp-content/uploads/2008/05/TheShining1980%5B1%5D.jpg)
“Iyi bir film izleyicisiyimdir” gibi bir iddiam yok ama bu kadar ovgu alan meshur bir filmi izleyipte “e ne bu simdi” dedigim icinde kendi zekamdan ve zevkimden asla suphe duymam. Adini sanini duymadigim bir film olsa imdb de 8.5 puan almasa , gerilim filmlerinin krali diye lanse edilmese , bi cok internet sitesinde ove ove bitirilemese izler gecerim ama beni germekten cok cok uzak hatta gulmeme neden olan , uykumu getiren bir filmle karsilasinca yazmadan edemedim. Jack Nicholson ‘ in oyunculuguna diyecek yok. 10 numara , karisida rolunu iyi oynamis o da 10 numara ama is bununla bitmiyorki. Uzun bir koridorda garip desenli bir hali uzerinde bisiklet binen bir cocugun nesinden gerileyim allah askina ? Ayni cumleyi iceren sayfalar dolusu a4 kagitlarindan gerilen insanlar varsa eminim gazete okurkende geriliyordur o insanlar. Ilk labirent icerisinde dolastiklarinda “ahan burdan cikamayacaklar” gibi bir hisse kapilsamda final sahnesindeki kovalamacada en ufak bir kiprasma bile olmadi icimde bir yerlerde. Jack Nicholson olmasa ve birde bazi yerlerde calan muzik kesinlikle zaman israfi bir film. Birileri cikip arkadas “sen inceliklerini gorememissin , su su ayrintilara dikkat etmen gerekirdi” derlerse 2 saatimi verdim ben filme bir de oturup filmi kare kare izleip bulmaca cozecek halim yok ya ? hem o tur bir sahne oldugunu da sanmiyorum hem de o tur sahnelerin izleyiciyi fazla yormadan verilmesi gerektigini savunuyorum. Redrom orneginde oldugu gibi. Bunun haricinde film bittikten sonra dahi izleyiciye bu ayrintilari verememis bir yonetmen varsa bu durumda salak olan izleyici degil beceriksiz olan yonetmendir diyorum.
Eger oyunculuk , hikaye , muzik daha dogrusu film gormek isterseniz Seven Samurai adli filmi izleyebilirsiniz. The Shining’den cok daha guzel bir film. imdb de 8.8 puan almis. Gerci ne zaman imdb puanina gore hareket etsem sonu hep husran oluyor. The Shining 8.5 , Seven Samurai 8.8. oysaki iki film arasinda daglar kadar fark var. The Shining 8.5 ise Seven Samurai benim gozumde 17.0 falan eder.
Sonuc itibariyle Kubrick’e ve The Shining filmini oven herkese burdan teessuflerimi gonderiyorum. En iyi gerilim filmi buysa bundan sonra hicbir gerilim filmini izlemeyi dusunmuyorum.
nevbahar - gulmenekse zamani [mayis ayi gelende (sevdumda alamadum)]
0 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Mayis 10th, 2008 kategori: diÄŸer
Bilgisayarima nerden gelmis bilmiyorum ama iyi ki de gelmis. Mayis ayina girdigimiz su gunlerde favori turkum. Ilk dinledigim versiyonu hemen asagidaki sevdumda alamadum isimli versiyonu. Kim soylemis , hangi albumde soylemis diye internette ararken Nevbahar - Gulmenekse Zamani adli albumunde rastgeldim bu turkuye. Tabi Gulmenekse Zamani adli albumdeki ile benim dinledigim ayni turku ama yorumlayanlar farkli. Birincisi daha cok hosuma gidiyor ve henuz kimin soyledigini bulabilmis degilim .
sevdumda alamadum
boomp3.com
nevbahar - gulmenekse zamani- mayis ayi gelende
boomp3.com
*turkuleri dinlemek icin play dugmesine tiklayiniz…
![digi_koltuk[1].jpg](http://www.sadettinpolat.com/wp-content/uploads/2008/05/digi_koltuk%5B1%5D.jpg)
Hemen söylemek istiyorum. Digi koltuklar kesinlikle rahat değildir. Henüz test etmek imkanım olmasada görüntü ve şekil itibariyle böyle bir önyargıya vardım. Bir kere ben bu koltuğa oturuyorsam yorulmuşumdur ve dinlenmek için oturuyorumdur. (yatiyorumdur da diyebiliriz.) Dinlenmek isteyen bir kişinin ise görmek isteyeceği son renk zannumca kırmızıdır. Agresifliği artıran , metabolizmayi hizlandirip kan akisinin artmasini saglayan ayni zamanda yirticiligin ve hircinligin rengidir kirmizi. Kirmizi renkle dinlenme kesinlikle olmaz. Ha ben , enerjik bir adamim yerimde duramam kipir kipir olmam lazim diyorsaniz zaten televizyonda (digiturk te diyebiliriz) size gore bir alet degildir. Kırmızı bir digi koltuk alacaginiza kırmızı bir bisan bisiklet ya da kirmizi bir peugeot 106 alin adrenalinin sinirlarini zorlayin.
Digikoltuğun şeklide garip tabi. Televizyonun olduğu yerde iki tane kulak olması gerekir çünkü koltuk kısa ayaklarımı uzatınca rahat edeceğimi sanmıyorum. Ayaklarımı digi koltuğun kenarlarından yere koysam ilk yarım saat keyif alabilirim ama sonra sıkılırım. Koltuğun içine koysam mesafe kısa ayaklarımı tam uzatamam, Koltuk biraz daha uzun olsa ben ayaklarımı rahat rahat uzatsam bu sefer ekrana uzak kalırım filmi adam akıllı izleyemem. Bu nedenle koltuğun tasarımı zayıf. Şöyle televizyonun yanında iki tane kulak tarzı çıkıntı olsa ve ben ayaklarımı oraya uzatsam gerçekten keyifli bir yatış pozisyonu olurdu benim için.
Digi koltuğun her bir eksiğini ben böyle birer paragraf halinde yazmaya kalkarsam 2 ciltlik bir eser cikar. Kisa kisa geçmekte fayda var.
* Rahat bir yatış imkanı sunmuyor. Sağa sola dönmek problem
* Hareketli bir şekilde film izlediğimden (koltuğun kenarında ki su şişesine uzanmak , kul tablasına uzanmak, halının uzerinde çalan telefona uzanmak gibi koltuk dışı eylemleri kısıtlıyor. E biz de kendimizi kısıtlayamayacağımıza göre her filmde üç dört kere digi koltukla birlikte yere yuvarlanma olasılığımız yüzde yüz.
*Tv ekranı sabit. Robot gibi izlemeniz gerekir. Ben bazen sırt üstü bazende yüz üstü yatmak isteyebilirim. işte böyle durumlarda digi koltuk sizi yüz üstü bırakacaktır.
Benim tavsiyem ise
1-kesinlikle digiturk almayın
2-kesinlikle digi koltuk almayın
3-Projeksiyon cihazı alın.
4-Bilgisayar ya da vcd/dvd player alın
bu ikili ile (projeksiyon ve bilgisayar) çok keyifli vakit geçirebilirsiniz. özellikle tecrube edilmiÅŸ bir deneyimimi paylaÅŸayım sizlerle. Projeksiyon cihazının görüntüsünü tavana yansıtıp yatarak film izlemek gerçekten çok zevkli. Hem acun’un dediÄŸi gibi “bugun çok duygusalım romantik birÅŸeyler aç” ÅŸeklindeki taleplerinize digiturk deÄŸil sadece bir bilgisayar cevap verebilir. Digiturk yalan söylüyor.
bu ulkede kitap okumakta yasak !
2 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Nisan 30th, 2008 kategori: diÄŸer, delphiMarco Cantu amcanin CodeGear Delphi 2007 for Win32 için yazmış olduÄŸu Delphi 2007 Handbook adli kitabi almaya karar verdim. Adi gecen kitabi kitapcilarda ya da olgunlarda bulmak malesef mumkun degil. Kitap www.lulu.com adresinde siparisiniz uzerine basilip kargo ile size gonderiliyor. Kitabin fiyati (36$) ve nakliye (10$) uygun geldigi icin satin almaya karar verdim. Kitabin basim suresi yaklasik 2 hafta surdu. Sanirim lulu.com adli sirket henuz matbaayi kesfetmemis. Siparisim uzerine bir tane sirket yetkilisi oturup kitabi daktiloda bastan yaziverdi. 2 haftalik bekleme suresine eyvallah dedik , ardindan kitabiniz adresinize gonderildi seklinde bir mail geldi. 2 haftada kitabin gelmesini bekledim ama gele gele 3 adet a4 kagidi geldi. Bi tanesi Rezerve tutanagi adinda bir kagit , bir tanesi fatura bilgisi ve bir tanesi de TNT sirketine ait kitabimin durumuyla ilgili bilgi veren bir cikti. Gelen evraklardan hicbirsey anlamadim. TNT nin 444 0 868 nolu telefonunu arayarak bilgi almaya calistim. Once Bodruma ardindan izmire ve onun ardindan da istanbul tnt gorevlisine baglanmak suretiyle iyi bir telefon faturasina sahip oldum sanirim. Yetkililerden birisi kitabiniz izmir Antrepo da derken digeri İstanbul Antrepo diyerek zaten bulanmis olan kafami hepten bulanik hale getirdiler. Biraz sinirlenerek sordugum “arkadas bu kitabin kesin olarak nerde oldugunu soyler misin” cumlesinden sonra kitabin istanbulda oldugu belli oldu. “Kitaba nasil ulasabilirim?” sorusunun cevabi ise , gumruge gelip gerekli islemleri yaptiktan sonra (vergi vs) kitabi alabilecegimi soyledi. Eger istanbul disinda isem vekaletname vererekte kitabi alabilecegimi soyledi. “Bu is bana kaca patlar?” sorusunu ise sorup soracagima bin pisman oldum. 400-500 ytl arasi olur dedi. Arti vekaletname icin notere verecim 30 kagit.
50 dolarlik kitaba 500 ytl. Bu iste bir yanlislik oldugu cok acik ve net bir sekilde ortada ama sanirim kitabi almaktan vazgectim. Lanet olsun icimdeki su insan sevgisine diyerekten kitabin emule , torrent tarzi ortamlara dusmesini bekleyecem. Senin neyine lulu.com dan kitap almak. Otur aof sinavlarina calis….
ÅŸeyrbas + rapidÅŸeyr = ÅŸeyr(bas+rapid)
1 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Nisan 16th, 2008 kategori: diÄŸerbu iki siteyi fena halde carpasim var. carpmak yetmez carpanlarina ayirasim var. ares , emule bu ikilinin yaninda yeni dogmus bebek kadar saf ve temiz. Samsungla , siiiigeytle anlasmalari felan var sanirim bu iki sitenin. harddisk ala ala bi hal olduk. makineyle birlikte 200 cigabayt vardi yetersiz geldi yanina bi 320 ek ettik. bi alti ay falan gotursun bizi dedik ama dedigimizin uzerinden 2 ay gecmedi fılaÅŸget “write error. disk is full” mesaji vermeye basladi. 500 cigabayt ekstornil bi disk daha aldik. daha taksitleri bitmeden kotasi bitiverdi. Eskiden indirdigim dosyalarin rar larini silmezdim usengeclikten lakin simdi dosyalari ekstrakt eder etmez rarlari da silmeye basladim, hatta eski rarlari buldum onlari da sildim ama nafile. disk full, disk full. Hani indirdigimiz filmleri izlesem icim yanmayacak ama ona da vakit olmuyor bi turlu. olan sevgili pisiye oluyor. sonradan aklima bir cozum geldi. internetten film indirmek zaten yasal olan birsey degil. Filmlerde hededede cok yer kapliyor. hedede de yer bittiginden ben normal yapmam gereken isleri yapamiyorum ve surekli yeni hedede alasim geliyor. sildim attim tum filmleri hedededen ÅŸiftartideleyt ile.
oldu bitti gitti….
dipnot: 1996′ da bilgisayarlar ile birlikte 1.8-2.1 gb diskler verildi normalde bugun ise 500 gb oldu bu deger. on yilda 500 / 2 = 250 katlik bir artis.
yine 1996 da 33.600 modemler kullanirdik genelde. simdi ise 1024k var en dusuk. on yil once saniyede 3.2kb indirirken simdi 300kbtan asagisini begenmiyoruz. 300/3,2 = 93 katlik bir artis.
bes yil sonrasi 250 * 5 = 1250 gb hdd , 300 * 5 = 1500kb lik download hizi. bu oranlarin teknoloji gelistikce lineer bir sekilde degilde nonlineer bir sekilde arttigini goz onune alirsak sonuclari bi 5 le daha carpmak lazim. bes yil sonra bilgisayar aldiginizda yaninda varsayilan olarak 5tb lik disk verecekler ve evde , iste , okulda kullandiginiz internet baglantisi ile saniyede en dusuk 7500kb ile download yapacaksiniz. yani saniyede iki adet mp3 , 95 saniyede bir film demek.
olmadi bitmedi gitmedi.
Elin Adamı Niye Bana Dönüyor Ya!
0 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Nisan 15th, 2008 kategori: diÄŸerDelinin zoruna bak! Bana dönecekmiÅŸ tekrar. Yok canım, ne Claudia’sı, ne ayrılığı; hayatımda yüzünü görmediÄŸim adamın biri bunu söylüyor telefonda. Dön tabii teres diyesim geldi yani, benden baÅŸkasıyla mutlu olamayacağını anladın sonunda! Zaten saçma bir ayrılıktı bizimki… Ben hep seni bekledim!
yazinin devami icin burdan buyrun…

Polat Alemdar iskender buyukten sonra dunyayi ele gecirmek isteyen dharma vakfini da cokertmek icin jack kiliginda adaya sizdi. 4 sezondur adada bi arpa boyu bile ilerleyemeyen jack’e sinir olan polat alemdar “lan bi halti beceremiyorsun” diyerek yeniden gecirdigi estetik ameliyat sonucu jack kiliginda dharmaya karsi lostlar vadisi operasyonunu baslatti. Memati ile gullunun hangi bolumden sonra olaya dahil olacagi ise merak konusu. Ayni zamanda adanin daha baska hangi gizli servislerce operasyon konusu oldugu bilinmiyor. Setten aldigimiz son bilgilere gore ise muronun icindeki insan sevgisini kullanan dharma muroyu “biz insanlarin iyiligi icin bilimsel arastirmalar yapiyoruz” diyerek kendi saflarina cektigi belirtiliyor…
Jack ile polat alemdari seslendiren kisi ayni olunca aklimiza otomatik bu senaryolar geldi :)
Ergenekon, kapatilma davasi, yargının siyasallasmasi, semdinli davasi, 367, anayasa ve basortu.
Iki tarafta olaylari kendi cikarlarina gore degerlendirmeye calisiyorlar ve yaptiklari bu isi “yargiya guvenelim, yargiya karismayalim” seklinde bir cumle ile mesrulastirmaya calisiyorlar. Cunku acik ve net olan birsey var, “Yargi, tam olarak bagimsiz degil!”.
Bunun cok acik ve net delillerini son birkac ayda sayisiz kere gorduk. Birincisi Semdinli iddianemesiydi. Savcinin Buyukanit hakkinda yaptigi suc duyurusu olayinda kimseler cikip “yargiya guvenelim, yarginin isine karismayalim” demedi. Yargiya ve yargi organlarina resmen mudahele edildi.
Ergenekon sorusturmasi kapsaminda bazi kisileri sorgulamak icin gozaltina alan savci da epey bir elestiriye ugradi. Yine “yarginin bagimsizligini ve adaletini” hatirlayan olmadi.
367 olayinda ve akp nin kapatilma davasinda ise “yargiya mudahele, yarginin bagimsizligi, yarginin adaleti” dillerden dusmedi.
Her iki taraf icinde malesef durum bu sekilde. Kisaca yargi tam bagimsiz degil ve verilen kararlarda tam olarak adaletli degil. Bunun nedeni ise yargi da gorev yapan insanlar degil bugun yargidan sikayet eden siyasilerdir. Cunku oyle bir anayasamiz ve kanunlarimiz var ki taraf olmamak elde degil. Ne anayasa ne de kanunlar acik ve anlasilir degil. Boyle olunca da yargi da gorev yapanlar ne tur karar verirse versin verdikleri kararlarin dayanagi saglam olmadigi icin zan altinda kalmaya devam edeceklerdir. 367 olayini turkiye gunlerce tartisti. Birileri gerekir derdi birileri gerekmez dedi. Birileri mahkeme bu davayi reddeder dedi birileri basvuruyu olumlu sonuclandirir dedi. Bunlari diyenler ise anayasa profesoru unvanini tasiyan kisiler. Bu kisiler anayasa maddeleri uzerinde bir noktada bulusamiyorsa ortada her tarafa cekilebilecek seyler var demektir.
Isin bir diger boyutu ise sudur. Devlet memurlari anayasada , kanunlarda ya da genelgelerde yer alan bazi muglakta kalmis, lastik gibi nereye cekerseniz oraya giden hukumleri kamu yarari adi altinda istedigi sekilde yorumlayabilir. Cunku o maddeler yoruma aciktir ve nihai karar verme organi da kendisidir ve karar verirkende kendi dogrularini goz onunde bulundurarak ulke icin en iyi olacak karari vermeye calisir.
AKP’nin cekincesi yarginin tarafsizligi degil ruzgara karsi oynamaktir ve ruzgari arkasina alan rakibine oranla 1-0 maglup durumdadir. anayasa ve kanunlar gayet acik ve net bir sekilde olsa idi su an icin televizyonlarda bir sürü insanin “su su nedenlerle kapatilir ya da “su su nedenlerle kapatilamaz” tarzi bos muhabbetlerini dinler olmazdik. Birisi cikar “evet su nedene gore kapatilacak” ya da “su nedene gore kapatılmayacak” der olur biterdi.
Sonuc olarak burda oncelikli suclu AKP dir. 6 yillik iktidari doneminde guncel ve toplumun her kesimi tarafindan kolaylikla anlasilir bir anayasa yapmamislardir. Ikinci suclu ise anayasanin mevcut aciklarindan yararlanarak karar verici merciyi etkilemek suretiyle bu bosluklardan kendi lehine yararlanmak isteyen kesimdedir. Sucsuz olan ise yargi mensuplaridir zira onlar anayasa hukumlerini uygularlar. Acarlar onlerine anayasayi ilgili maddeleri bulurlar ve uygularlar. Bu maddeler arasinda yoruma acik birseyler var ise bunun sorumlusu da sadece bugun ki iktidar degil ozaldan demirele erkabandan baykala ecevitten erdogana kadar tum siyasilerdir.
Anlam veremedigim tek husus ise bu kapatma davasinin neden acildigidir. Sevsekte sevmesekte ortada bir gercek var. o da mevcut hukumetin artilarinin eksilerinden cok daha fazla oldugudur. Turkiyenin geriye degil ileriye gittigidir. Ekonominin en ufak bir sarsintida krize girdigi gunleri unutmadik henuz. Bu nedenle kopartilan firtinanin altinda seriat, gericilik,asiri dincilik gibi nedenler olmaktan cok iktidar kavgasi ve kose kapmaca oldugu cok acik ve nettir.
Devlet de , yargi da , siyasi partiler de halk icin vardir ve umarim bu isin sonunda en karli cikan bizler yani halk oluruz…
Modem arizalandi. Aslinda iki yil gecmis olmasina ragmen hala nasil olupta calisabildigine akil sir erdiremiyorum. Ankarada calisirken Geek marka bu modemlerden (simdikinden farkli bir model olsada) iki gunde iki tanesini yakip U.S. Robotics alip rahat etmistik. Hatta oyle bir rahat etmistik ki bir kombi markasinin reklaminda oldugu gibi modemi koydugumuz yeri bile unutmustuk.
Sorun ilk basta adsl hatti ile ilgili gelmisti zira modemde hersey normal gozukuyordu. Modeme baglanabiliyor internete baglanma disinda her turlu etkimize tepki veriyordu taki telekomdan gelen gorevlinin “bizim adsl sinyalimizde bir sorun yok, modeminiz arizali olabilir” diyene dek. Ilk basta telekom gorevlisinden de suphelenmedim degil. Telefon kablosunu takip test ettigi cihazla olan iliskisi biraz kisa surdu gibime geldi. Daha onceden ayni testleri birbaska yerde yapan telekom gorevlisinin telefon hattini cihaza bagladiktan sonra 1-2 dakika aletin gostergelerine baktigini gormustum. Uzerine birde muzigi son ses acip kapi zilini son anda duyunca elemanin sinirden bizi salladigini dusundum ama bos yere gunahini almisim. Nasil bir is anlamadim ama modemi resetleyip tekrar deneyince modemin hakkin rahmetine kavustugu ortaya cikmis oldu.
Bu yaziyi sizlere ileten yeni arkadasimiz ise airties marka bir modem. U.S. Robotics kadar guven vermesede simdilik cok iyi anlasiyoruz. Tek sikintim modeme baglanip emule, svn tarzi programlar icin yeniden port yonlendirmek. Onlari da hallettikten sonra kaldigimiz yerden devam edebiliriz :)
5 gunluk kesinti sirasinda bilgisayarim aof sinavlarinin da yaklasmasi hasebiyle yillik izine cikmis gibi oldu. 2 yildir hic bu kadar tembellik etmemisti. Gunun buyuk bir bolumunu yatarak gecirdi. Acik oldugu zamanlarda ise kendisinden ya oyun oynayarak ya da film izleyerek istifade ettim. Fanaa adli filmi 2 kere izledim. Film icindeki klipleri ise aksatmadan gunde 3 kez izledim. Her izledigimde aklima kucukken trt de ya da kanal 6 da yayinlanan hint dizileri geliyordu. O zamandan beri hint muzigi ve degisik dans stilleri hosuma gitmistir :)
Son not olarakta tum insanligin kandilini tebrik eder , hayirlara vesile olmasini dilerim….
Gone Baby Gone / Kizimi Kurtarin
29 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Subat 12th, 2008 kategori: diÄŸer
Dogruyla yanlisi ayirt edemediginiz anlar oldu mu hayatiniz da hic?
ve ya dogruyla yanlis bu kadar birbirine benzer, bu kadar birbirine yakin olabilir mi sizce ?
birseyin kanunlara uygun olarak yapilmasi onun dogrulugunu gosterir mi ?
Dogru nedir yanlis nedir ?
Film, kacirilan bir cocugu arayan siradan bir insanin yasadiklarini, yaptiklarini anlatiyor. Dogruyla yanlisin ne oldugunu sorgulamasinin yaninda giris , gelisme sonuc uclemesinden cok daha fazlasini iceriyor. Biraz aceleniz varsa birinci cd nin sonunda tamam olay cozuldu ve film bitti diyip ikinci cd yi izlemeden isinize yonelebilirsiniz. Filmleri dvd den diske kopyalayip izledigim icin hangi film tek cd hangi film iki cd tam olarak bilmiyorum. Birinci cd cok alakasiz bi yerde bitmese “bu iste bi gariplik var” diyip ikinci bir cd nin olup olmadigi konusunda uyanamayacaktim.
Senaryoda bazi kopukluklar yok degil lakin olayin filmin ilerleyen kesimlerinde cok degisik boyutlar almasi ve verilmek istenen mesajin son karede insanin suratina 4 yasindaki bir cocuk tarafindan tokat gibi carpilmasi filmi kesinlikle izlemeye deger kiliyor. Hem bu kadarcik hatalar Polat Alemdar da pardon kadi kizinda da olabilir. Gerci Polat Alemdar’ a kizamiyorum. Elin Jack Bauer’i tek basina ortaligi yikarken yerli mali Polat Alemdar ucmus cok gormem :)
Neyse biz konumuza donelim. Konumuza donmeden oncede uyarimizi yapalim. Bundan sonraki kisimlar spoiler icerir. Bu nedenle eger filmi izlemek isteyen varsa ve heyecani kacmasin diyorsa bu kisimdan sonrasini okumayabilir.
![atonement_bigposter[1].jpg](http://www.sadettinpolat.com/wp-content/uploads/2008/01/atonement_bigposter%5B1%5D.jpg)
Atonement; yaptigimiz hatalarin nelere sebep olabilecegini anlatmaya calisan bir filmden beklenenin uzerinde sevinc, kizginlik,mutluluk, uzuntu, hayal kirikligi ve saskinlik duygulari uyandirabilen bir film. Hikaye cok enteresan bir hikaye degil ama hikayenin seyirciye yansitilma bicimi filmi izlemeye deger kilan etkenlerden en onemlisi. Filmin sonunda hafif bir saskinlikla birlikte Briony’ e bir cift sozum var.
Son pismanlik neye yarar ?
Bir degil on roman yazsan affedebilecek ya da affettirebilecek misin kendini ?
Bu mudur sevgi ?
Bu mudur ask ?
O, baskasinin degil sadece benim olmali dusuncesi askin, sevginin neresinde yazar?
Icindeki sevginin, vucud buldugu insanin zarar gormesini istemek sevgi olabilir mi hic ?
Ufaktim tefeciktim diyip mazeret bulma. Kotusun iste Briony ! Kotusun !!! Ko-tu-sunnnn!!!
Unutma ki , bütün yaÅŸanamamış, yarım kalmışlığına raÄŸmen, geride hiç bir ÅŸey kalmamacasına, bir hayat bir hayata feda edilmedikçe adı aÅŸk deÄŸildir; sadece duygu alışveriÅŸidir…
Evlerinin Önü Boyalı Direk - Öykü - Berk
14 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Ocak 1st, 2008 kategori: diğerNe denir ki ? Tek kelimeyle mükemmel olmus.
youtube yasaklanmasindan dolayi video kaldirilmistir :
Nostalji / Mr.President - Coco Jambo
0 Yorum Tarih: kodlayan: sadettinpolat Aralik 29th, 2007 kategori: diÄŸerZorla macarena dansinin ogretilmek istendigi yillar…
Lambadalar , i see you baby ler , Ecuador lar , scatman lar , All that she wants lar …
Simdiki imkanlar o zamanlar olsaydi kim bilir dunyamiz ne kadar degisik olurdu.
Insanlar yaptiklari macerana danslarini ceker youtube’a gonderirlerdi, tek isi video yayinlamak olan tv kanallarinda bu dans videolari icin ozel programlar/yarismalar bile olurdu. Showtv ekranlarinda iki saniyede bir Macerana melodisi icin macerana , polifonik icin pmacerana gercek ses icin (bu ne demekse?) gmacerana yaz 22339966447788 gonder, cebin senlensin diye alt yazilar gecerdi :)
Coco Jambo ‘ da o serinin urunlerinden. Uzun yillar populerligini yitirmedi, radyoda televizyonda (ozellikle televolede) , carsida , pazarda duymak mumkundu. Sukur ki o zamanlar cep telefonu yoktu. Eger olsa idi bazi zamanlar cok populer olup her arabada her cepte calan sarkilar gibi bu sarkida her yerde karsimiza cikacakti ve bizlere gina gelecekti. Simdi ise sadece benim telefonumda melodi olarak caliyor :)
youtube yasaklanmasindan dolayi video kaldirilmistir :

Bahane bulmakla yalan söylemek arasinda cok ince bir cizgi vardir. Allah korusun cizginin yanlis tarafinda olmak cok kotu sonuclar dogurabilir aninda.
Muğladan Gökovaya giderken geçmek zorunda olduğunuz Sakar adlı isminin de çağrıştırdığı üzere çok sakat bir geçit vardır. Yokuş aşağı ve dolambacli bir gecittir kendileri ve yaklasik 5-6 km uzunlugundadir. En ufak bir hatada 600 metre yukseklikten ucarak kisa yoldan Gokovaya inebilirsiniz. Eger sansliysaniz ya yamac parasutu icin ya da cadir kurmak icin bu tehlikeli yolda direksiyon sallama gafletine dusmussunuzdur. Inbound olmadan yaninizdaki parasutu ya da cadiri kullanarak kismen daha yumusak bir inis gerceklestirme sansiniz olabilir gokovaya.
Bahane bulmakta Sakardan gecmek gibidir. Buldugunuz bahane ya sizi akyakanin serin sularina goturur ya da birkac saniye icerisinde hem leylekler gibi ucabilir hem de kostebekler gibi topragin altina gomulebilirsiniz.
Sakar da bazen kivrak manevralar yapmak hayat kurtarabilir ama lakin bazen bu kivrak hareketler direksiyon hakimiyetini kaybetmemize neden olabilir. Tipki bahane bulayim derken isin cigrindan cikip farkina varmadan yalan soylemeye varmasi gibi. Insan kendini bahane bulma olayina o kadar inandirir ki buldugu bahanelerin gercekcilikle uzaktan yakindan alakasi olmadigini, direksiyonun hakimiyetini coktan kaybettigini , buldugu bahanelere kendisinin bile zorla inandigini algilamakta zorlanir uzun bir sure. Hatta kucukken hep bir masal kahramanı olmak isteyen bu kisi ya da kisiler Alice olduklarinin farkina bile varamazlar. Kendi olusturduklari bahaneler diyarinda iki basli kralice ile amansiz bir mucadelenin ortasinda dururlarda kraliceyle ayni safta olduklarini fark edemezler. Kendi yalanlari icinde bogulup giderler.
Uzun lafin kisasi Alice olmaya ozenenler icin guzel bir site var. http://www.bahanebul.net/ Bircok konuda hazir ve denenmis bahaneler mevcut. Ne bahane bulsam diye dusunmeyin, bu siteye girip kendinize uygun bahanenizi bulun ve kullanin ;)
Ara
Hakkında
bir umut, belki de son bir çaredir ayrılık ya da yelken açmak "sen aglama" diye sensiz diyarlara... (Lâedri)
Son Yazılar
- kendi kitabinizi kendiniz bastirin , yayinevi ile ugrasmayin (kitapatelyesi.com)
- galatasaray - hucum marsi ve sos cagon (uyarlama:cildirin)
- The Shining , Stephen King, Kubrick ve Jack Nicholson
- nevbahar - gulmenekse zamani [mayis ayi gelende (sevdumda alamadum)]
- digi koltuk ve digiturk (!)
- bu ulkede kitap okumakta yasak !
- ÅŸeyrbas + rapidÅŸeyr = ÅŸeyr(bas+rapid)
- Elin Adamı Niye Bana Dönüyor Ya!
- lostlar vadisi
- Herkes icin tek hukuk !
ArÅŸivler
- Mayis 2008
- Nisan 2008
- Mart 2008
- Subat 2008
- Ocak 2008
- Aralik 2007
- Kasim 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Agustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007
- Mayis 2007
- Nisan 2007
- Mart 2007
- Subat 2007
- Ocak 2007
- Aralik 2006
- Kasim 2006
- Ekim 2006
- Eylül 2006
- Agustos 2006
- Temmuz 2006
- Haziran 2006
- Mayis 2006
- Nisan 2006
- Mart 2006
- Subat 2006
- Ocak 2006
Kategoriler
Blogroll
- .net firebird
- Ansugo
- Asma Kilit
- ates kusu
- Baki Güner
- biz her dem tazeyiz
- Blogcu Uzlet
- blogs.borland.com
- burhanmt
- cemaliozan
- code fez
- Coderlord
- darlandum
- delphi notes
- delphi.about
- dj ulash
- Eski Blogum
- firebird news
- firebird news 2
- gaip ulas
- gurkan
- http://www.delphi-central
- kalbimin kalemi32
- Marco Cantu
- nahnu
- oktay sancak
- OÄŸuz
- sbf
- t-hex
- Yusuf Celik
- Zafer Çelenk
Delphi
DiÄŸer Linkler
ZaXaZ TopluluÄŸu

Yorum
eSRa, eSRa, sadettinpolat [...]
medine bozoÄŸlu
sadettinpolat, delikız, mali [...]
sadettinpolat, gublan, gublan [...]
özge, aybo, neslihan [...]
EMİNE, sadettinpolat